

Çiftlik Balığı-Bilgi:
1--Açık denizdeki 33
kafesinde yetiştirilen levrek ve çipuraların hayat yolculuğu aslında karada
başlıyor.Kuluçkahanedeki tanklarda anaç balıklardan doğan yüz binlerce yavru,
ilk iki-üç gün kendi yumurtalarıyla besleniyor, üçüncü günden sonra ağızlarının
açılmasıyla tanka konulan mikroskopik canlıları (rotifer ve artemia)
yiyor.Tanktaki gece gündüz dengesi de ışıkla sağlanıyor. Floresanlar yavruları
strese soktuğu için led aydınlatmaya geçilmiş. Anaçları da yine tesisteki
sürüden seçtiklerini anlatan yetkililer, doğadan anaç toplamanın yasak olduğunu
söylüyor.
2--Tek tek
aşılanıyorlar--Tanklardaki yaşam 4 ay kadar sürüyor. Burada beslenerek 2 gram
ağırlığına ulaşan yavrular, denizle ön besleme kafeslerinde tanışıyor. 6 ay
süresince günde 5-7 kez yemlenerek 40-50 grama kadar büyütülen balıklar, bu
aşamada aşılamaya tabi tutuluyor. Çiftlik yetkilileri, viral ve bakteriyel
hastalıklara karşı 2 çeşit aşının balıklara tek tek bayıltılarak enjekte
edildiğini anlatıyor. Sonrasında eğer hastalık yoksa yavrulara başka hiçbir
müdahalede bulunulmuyormuş.
3--Balıkların bir
sonraki adresi ise büyütme kafesleri. Yaklaşık 30 metre çapındaki kafeslerde
binlerce balık, 10-24 ay boyunca günde 2 kez besleniyor. Beslenme ünitesi adeta
denizin üzerindeki petrol istasyonu gibi. İstasyonun ambarında tonlarca yem
var. Bu yemler bir tuşa basılarak borular aracılığıyla kafeslere ulaştırılıyor.
Kafeslerdeki su altı kameralarından gelen görüntülerle de yemleme süresine
karar veriliyor. Dalgıçlar da günde iki kez kafeslere dalarak gözle balık ve
kafes kontrolü yapıyor.
3.1--Tesiste 2'si kadın 21 dalgıç çalışıyor. Dalgıçların işlevi önemli, çünkü kafeslerin delinip balıkların firarı sektörün en büyük korkusu. Bu durum en çok da dişli olmaları nedeniyle çipuraların kafeslerinde yaşanırmış.Tesiste günde 60 ton yem kullanılıyor. Zaten en büyük maliyet de yem. Yemin içeriği balık ve buğday unu ile soya ve mısırdan oluşuyor. Soya diğer tüm hayvan besiciliğinde olduğu gibi GDO'lu. Yemlerin boyutu ise balığın boyuna göre değişiyor.Bir levrek ya da çipuranın 600 grama ulaşıp sofraya gelebilmesi için en az 18 ay gerektiğini söylüyor tesis çalışanları. 1 kiloyu aşan balıklar, iki buçuk yıl boyunca beslenen balıklarmış.
4--Antibiyotik var
mı?Tabii çiftlik balığına yönelik çekincelere de değinelim. En çok dile
getirileni; antibiyotik. Tesisi bize açan İzmir Su Ürünleri Yetiştiricileri
Birliği Genel Sekreteri Demir Alpay, antibiyotiğin hastalık oluşursa veteriner
hekim reçetesiyle yeme katılarak verildiğini söylüyor. Ancak kalıntı konusunda
çok emin konuşuyor:"Sofraya ulaşan balıkta antibiyotik kalıntısı
kesinlikle olmaz. Olsa Avrupa ve ABD'ye balık satamayız. Öyle sıkı denetim var
ki, bırak antibiyotiği herhangi bir ilaç ya da ağır metal kalıntısı çıksa
Türkiye'nin 1 milyar doları bulan ihracatı sona erer.
5--O yüzden çok
hassas çalışır sektör. Şu an sağlık açısından meyve sebzeden bile güvenilirdir
çiftlik balığı.Sipariş üzerine kafeslerden balık hasadı yapılıyor. Buzlu
kasalara doldurulan balıklar işleme ünitelerine gidiyor.
Kaynak:
gurkan.akgünes- milliyet.com.tr