

Nüfus-Dünya Nüfusu Artık
Artmıyor mu:
1--Dünya nüfusu 8 milyarı aştı.Birleşmiş
Milletler (BM) modeli, bundan sonra, daha önce tahmin edilenden daha yavaş bir
nüfus artış hızı öngörüyor. Uzun vadeli nüfus tahmini, 2100 yılına kadar 11
milyardı. Ancak temmuz ayında bu sayı 10,4 milyar olarak güncellendi.
2--Nüfusbilimciler, 15
Kasım’ın, BM’nin adlandırdığı gibi “Sekiz Milyar Günü” olup olmadığından asla
emin olamayacak. Ancak bir konuda hemfikirler; insan nüfusu hızla artmasına
rağmen, bu büyüme yavaşlıyor ve birkaç on yıl içinde küresel nüfus azalmaya
başlayacak.
3--New York’taki BM Nüfus
Birimi’nde demografik çalışmaları yöneten Patrick Gerland, bunun daha çok kaba
bir tahmin olduğunu belirtirken bu sayının biraz altında veya üstünde
olunabileceğini ifade ediyor. Yaklaşık olmasına rağmen bu tahmin, BM’nin
şimdiye kadar yaptığı en güve¬nilir tahmin olarak nitelendiriliyor. Zira beş
yıllık aralıklardan yıllık aralığa geçildi ve birçok ülke, nüfus konusunda
artık daha iyi veri topluyor.
4—Küresel nüfusa en büyük
katkıyı yapan Çin’in nüfusundaki değişiklik eğilimi ise söz konusu küresel
azalma tahmininin en büyük dayanağı; BM tahminleri, Çin nüfusunun şimdiden
zirveye ulaştığını ve en azından yüzyılın sonuna kadar yıldan yıla küçüleceğini
gösteriyor. Gerland, istatistiklerin, Çin’de zaten doğumlardan daha fazla ölüm
olduğunu ve bunun, nüfusun azalacağını gösterdiğini belirtiyor.
4.1—Öte yandan Japonya,
İtalya, Yunanistan ve Portekiz de dahil olmak üzere doğurganlığın düşük olduğu
bazı ülkelerde nüfus şimdiden düşüşe geçmiş durumda.
4.2--Doğum kontrol
yöntemlerine erişim, doğurganlık düzeylerinin düşmesinin temel nedeni. Eğitim
düzeylerinin yükselmesi ve çocuk yaşta evliliklerin yasaklanması da dahil olmak
üzere kadın hakları konusunda farkındalık artışı da kilit öneme sahip.
4.3--BM’nin tahminine göre
2050’ye kadar nüfus artışının çoğu ise sadece sekiz ülkede gerçekleşecek:
Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Mısır, Etiyopya, Hindistan, Nijerya, Pakistan,
Filipinler ve Tanzanya.
4.4--Bunun yanında bazı
ülkeler doğurganlığı artırmaya çalışıyor. Örneğin, Bill & Melinda Gates
Vakfı’na bağlı bir ölçüm enstitüsü olan IHME’nin çalışma ekibinin başındaki
Stein Emil Vollset’in tahminine göre Çin, 2100’e kadar yaklaşık 730 milyona
düşecek olan nüfusunda dramatik bir düşüşle karşı karşıya.
4.4.1--Vollset, Çin’in tek
çocuk politikasına son vermek gibi önlemler almasının nedeninin bu olduğunu,
ancak çabalarının başarılı olmadığını söylüyor ve ekliyor: “Doğurganlığı
artırmak, düşürmekten çok daha zor.”
5--2020’de yapılan bir
araştırma, mevcut gıda sistemimizin temel gezegen sınırlarını aşmadan yalnızca
3 milyarı besleyebileceği sonucuna varıyordu.
Şaşırtıcı bir şekilde, neyi
nerede yetiştirdiğimizi değiştirmek, bu rakamı yaklaşık 8 milyara
çıkarabiliyor; Kısaca et tüketimini ve gıda israfını azaltmak, bu sayıyı 10
milyara ulaştırabiliyor. Yani aslında dünya, nüfus artışını besleyebilecek
kaynaklara sahip. Sadece dağılımda sorun var.
5.1--En zengin %10’luk
kesimi, tüm karbon emisyonlarının yaklaşık % 50 sinden sorumlu.
5.2--Ancak burada bir umut
ışığı var: kişi başına düşen karbondioksit emisyonları 2012’den bu yana azaldı
ve düşmeye devam edebilir. Ne yazık ki, insanlar zenginleştikçe daha fazla et
yiyor. Başka hiçbir şey değişmezse bu, dünya nüfusu zirve yaptıktan sonra bile
habitat tahribatının ve ormansızlaşmanın devam etmesine yol açacak. Yani gıda
ve tarım sisteminin yanı sıra kişisel tercihlerde de radikal değişiklikler
gerekiyor.
6—Yorum:Dünya nüfusu 8
milyarda yataylaşacak mı.Gıda adaletinde sorun dağılımda.
6.1—Küresel ısınmada ise
çözüm teknik olarak gerekli önlemleri almak-(atmosferden mekanik ağaçlarla vede
doğal ormanlaşmayla) co2 yi emmek-çatıları beyaza boyamak-enerji verimliği
çalışmaları-yenilenebilir enerjiler ile modüler nükller santrallere
geçmek.Geçiş sürecinde Doğalgaza geçmek. Ekonomik denge anlamında enerji
üretimi yerine Fosil yakıtları endüstride kullanmak.Et ve klima üretimini
kısmak ve diğer önlemler.
Kaynak:HBTSayı:3280-05.08.2021-Batuhan
Sarıcan